a sharp - Türkçe İngilizce Sözlük

a sharp

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a sharp" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Müzik
a sharp i. la diyez

"a sharp" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 58 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a sharp break i. keskin bir dönüş
a sharp criticism i. sıkı bir eleştiri
a sharp stick i. keskin bir sopa
a sharp pain i. keskin bir ağrı
a sharp slap i. okkalı bir tokat
give a sharp reply f. cevabı yapıştırmak
make a sharp sound f. keskin ses çıkarmak
keep a sharp lookout f. kuş uçurtmamak
as sharp as a needle s. zeki
as sharp as a needle s. uyanık
sharp as a sword s. kılıç kadar keskin
in a sharp voice zf. keskin bir sesle
İfadeler
with a sharp blow expr. küt diye
Konuşma Dili
sharp as a razor expr. çok keskin
Deyim
a short sharp shock i. iyi bir ders (vermek)
a short, sharp shock [brit] i. kısa ve özlü/etkili ceza
a short, sharp shock [brit] i. kısa ama sert ceza
be as sharp as a needle f. leb demeden leblebiyi anlamak
have a mind as sharp as a steel trap f. çok zeki olmak
have a mind as sharp as a steel trap f. keskin bir zekaya sahip olmak
have a mind as sharp as a steel trap f. zehir gibi akıllı olmak
have a sharp tongue f. sivri bir dili olmak
be as sharp as a tack f. keskin zekalı olmak
be as sharp as a tack f. gözlerinden zeka fışkırmak
be as sharp as a tack f. cin gibi olmak
be as sharp as a tack f. kıvrak zekalı olmak
be as sharp as a tack f. çok zeki olmak
keep a sharp lookout (for something or someone) f. (birine/bir şeye) karşı gözünü dört açmak
keep a sharp lookout (for something or someone) f. (birine/bir şeye) karşı uyanık/tetikte olmak
keep a sharp lookout (for something or someone) f. (birine/bir şeye) bakar olmak
(as) sharp as a steel trap s. hızlı kavrayan
(as) sharp as a steel trap s. kıvrak zekalı
(as) sharp as a whip s. hazırcevap
(as) sharp as a whip s. kıvrak zekalı
(as) sharp as a razor s. hazırcevap
(as) sharp as a steel trap s. keskin zekalı
(as) sharp as a whip s. keskin zekalı
(as) sharp as a razor s. kıvrak zekalı
as sharp as a needle expr. zehir zemberek
as sharp as a needle expr. zehir gibi
as sharp as a tack expr. çok zeki
a sharp old bird expr. eşi bulunmaz
as sharp as a razor expr. keskin zekalı
as sharp as a tack expr. keskin zekalı
as sharp as a razor expr. çok keskin
as sharp as a tack expr. gözlerinden zeka fışkıran
as sharp as a whip expr. cin gibi
sharp as a tack expr. cin gibi
sharp as a whip expr. cin gibi
as sharp as a tack expr. cin gibi
as sharp as a needle expr. cin gibi
sharp as a needle expr. cin gibi
better than a poke in the eye (with a sharp stick) [cliché] expr. hiç yoktan iyidir
better than a poke in the eye (with a sharp stick) [cliché] expr. daha kötüsü de olabilirdi
better than a poke in the eye (with a sharp stick) [cliché] expr. daha kötü olabilirdi
Ticaret/Ekonomi
start the day with a sharp fall f. güne sert bir düşüşle başlamak
Mutfak
a very sharp and salty cheese wrapped in goatskin i. tulum peyniri
Müzik
a douple sharp i. la çift diyez